Her Hayvanı Evcilleştirebilir miyiz?

Evcilleştirmek

Hayvanları kendi çıkarları için manipüle eden ve seçen insanların tarihi 11.000 yıl öncesine dayanmaktadır. O zamandan beri köpekler, kediler, inekler, tavuklar ve diğer canlılar yanımızda olmaları için bir dönüşüm geçirdiler. Öyleyse onlarca tür evcilleştirilebilmişken neden tüm hayvanları evcilleştiremedik?

Bu süreç, yavaş olmasının yanı sıra, mümkün kılmak için çeşitli faktörlere bağlıdır. Antilopların, fillerin veya kaplanların neden insanlar tarafından bakılmaya neredeyse hiç alışamayacaklarını merak ettiyseniz, yazımızın devamı ilginizi çekecektir.

Evcilleşmek ya da Evcilleştirilememek

Bir hayvanın, tarihsel olarak bir evcilleştirme sürecinden geçmeden, insanlarla birlikte yaşamayı öğrenebilmesi için, aşağıda özetleyeceğimiz bir dizi gereksinimi karşılaması gerekir:

İnsan yerleşimlerinin yakınında yeterli yiyecek bulma yeteneği, böylece hayatta kalmaları garanti altına alınır.
Esaret altında üreyebilmek: Bazı türler küçük yerlere kapatıldıklarında üreme dürtülerini kaybederler.
Hızlı bir şekilde yetişkinliğe ulaşma.
Nazik ve uysal bir karaktere sahip olmak.
Bazı av hayvanları gibi panikleme ve kaçma eğilimlerinin olmaması.
Türler hiyerarşik olarak düzenlenmeli ve ayrıca insan lider veya bekçi olarak dinamiklerde yer almalıdır. (Bu kuralın tek istisnası kedilerdir.)

Görüldüğü üzere, tüm türler bu gereksinimleri karşılamamaktadır. Örneğin, büyük primatlar ve filler çok yavaş olgunlaşır, panterler yalnızlığı sever ve bir insanı asla bir arkadaş olarak görmez. Ayrıca birçok tür, esaret altında olduklarında üremeyi bırakır.

Yiyecek için evcilleştirmeye ek olarak, refakatçi hayvanların seçici üremesi vardır. Başlangıçta haşerelerin koruyucusu veya kontrolörü olarak yetiştirilen kedi ve köpek gibi memeliler, günümüzde görünümleri veya karakterleri için seçilmektedir.

Uysallık

Çiftlikler ve evcil hayvan dükkanları var olmadan önce hayvanlar insanlara karşı o kadar da arkadaş canlısı değildi. Zaman içinde ne oldu? Bu sadece türler arasında simbiyotik bir rol benimseme meselesi değildi; insan, türler üzerinde yapay bir genetik seleksiyon yaratmıştır.

Rusya’da Sitoloji ve Genetik Enstitüsünde, bir türün uysallık düzeyini hangi genlerin belirlediğini keşfetmek için 50 yıldan uzun süredir gümüş tilkileri çiftleştiriyorlar. Sonuç, bir yüzyıldan daha kısa bir sürede binlerce yıllık evcilleştirmenin sıkıştırılması oldu. Bu tilkiler, insanları merak etmekten çok, aktif olarak onlarla bir bağ kurmaya çalıştılar.

Bu çalışma, sıçanlar, vizon ve su samurları gibi diğer hayvan modelleriyle tekrarlanmıştır.

Son Olarak: ETİK Mİ?

Evcilleştirme geçmişin ve günümüzün bir gerçeğidir. İnsanların ihtiyaçları doğrultusunda yüzlerce yıldır hep farklı türler evcilleştirilmeye çalıştırılmıştır. Yük taşıma, koruma, beslenme gibi ihtiyaçlardan bağımsız olarak vahşi türleri evcilleştirmeye çalışmanın ne yararı vardır?

Bu konuda çalışmalar yapan genetik alanının aldığı en büyük eleştiri, tür karşıtı organizasyonlardan da gelmektedir. Hangi hayvanların evcilleştirilebileceğini bulmaya çalışmak tek başına bir problemdir. İçerdiği doğuştan gelen uyumsuzluklara ek olarak, insanların yarı vahşi yarı evcil hayvanları tarafından saldırıya uğradığına dair birçok rapor da vardır.

Bu gruplar, egzotik hayvanları evcil hayvan olarak tutmanın, insanların sadece eğlence için diğer canlıları boyun eğdirme hakkına sahip olduğunu kabul eden bir düşünceye sahiptir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir